Nedendir bilmem bu günlerde hayatı bir otobüs yolculuğuna benzetiyorum. Kiminin hayatı tek bir otobüste geçerken kiminin hayatı aktarmalarla geçiyor. Bazı yolculuklar uzun , bazıları kısa sürüyor.
Bir başımıza başlayan yolculuğumuz kimi zaman hayatımıza yeni giren insanlarla renkleniyor, kimi zaman bir başımıza boş gözlerle hayatı izliyoruz. Gün geliyor sevdiklerimizle vedalaşıyoruz bir gün bir başka seferde görüşmek dileğiyle, gün geliyor son duraklarına gelenleri uğurluyoruz gözümüz yaşlı.
Öyle bir yolculuk ki ne başı belli ne de sonu. Neden başladı, nerelere götürecek bizi ya da nerde son bulacak bilmiyoruz. Sadece yolculuğumuza devam ediyoruz. Zaman zaman müdahale etmek istiyoruz hayatın bizi götürdüğü yerlere. Ben bu yolculukta yokum ya da istemiyorum diye veryansın ediyoruz ama çoğu zaman boyun eğiyoruz çok önceden bizim için çizilmiş o güzergaha.
Gün geliyor yanımıza öyle biri oturuyor ki tamam diyoruz, işte bu. İşte bu son durağa kadar yoluma devam etmek istediğim insan. Kimi zaman dilekler cevap buluyor, son durağa kadar devam eden bir yol arkadaşlığı başlıyor. Kimi zamansa kalkıp giden yoldaşımızı uğurlamak düşüyor bize. İhtimaller bununla da sınırlı değil aslında,bazen muavinin sesiyle uyanıyoruz rüyadan. “Haydi diyor, bitti yolculuğun bu otobüste. Başka bir zaman, bir başka sefere.” Arkamıza baka baka geçiyoruz bir diğerine, yüreğimizde belki bir gün yeniden sesleri.
Gün geliyor bir başka otobüsün camından bakarken görüyoruz onu, belki yanında yeni bir yol arkadaşı belki de yalnız. Uzaktan uzağa el sallamak düşüyor gözlerde geçen onca zamanın hüznüyle.
Hayat böylece geçiyor. Yeni yollar, yeni yüzler. Vakti gelen yüzleri uğurluyoruz bir daha karşılaşmamak üzere, kimileri için bir başka sefere diyoruz. Zaman zaman karşılaştığımız yerden el sallıyor, hal hatır soruyoruz. Pek azıyla bir ömür yolculuk yapıyor, omuzlarına yaslanıyor en sıkıntılı zamanlarımızda huzur buluyoruz.
Hayat, hayat diye büyüttüğümüz bundan ibaret. Bir yolcukuk sadece, ne başı belli ne sonu. Ne yönü belli ne yol arkadaşı.